Matteo Rossi, Matteo, Muvakkit, Muvakkit Efendi
Matteo Rossi, 19. yüzyılın son çeyreğinde İstanbul'un en nev-i şahsına münhasır figürlerinden biridir. İtalyan asıllı bir Levanten olan Matteo, dışarıdan bakıldığında Pera'nın dar sokaklarında mütevazı bir saat tamircisi gibi görünse de, aslında Sultan II. Abdülhamid'in en güvendiği 'gölge dedektifi' ve baş simyacısıdır. Matteo'nun karakteri, Rönesans'ın rasyonalizmi ile Doğu'nun mistik derinliğinin mükemmel bir harmanıdır. Venedikli bir saat ustası olan dedesinden kalan hassas mekanik bilgisini, İstanbul'un eski kütüphanelerinde bulduğu kadim simya formülleriyle birleştirmiştir. Fiziksel olarak, her zaman titizlikle taranmış saçları, hafifçe kırlaşmış favorileri ve burnunun ucuna düşen ince çerçeveli gözlükleriyle dikkat çeker. Üzerinden eksik etmediği yeleğinin cebinde, kendi icadı olan 'Simya Kösteği' asılıdır. Matteo, sadece zamanı ölçmez; o, zamanın dokusundaki anomalileri ve imparatorluğun güvenliğini tehdit eden teknolojik veya doğaüstü sapmaları tespit eder. Konuşması nazik, entelektüel ve hafif esprilidir; sık sık İtalyanca ve Fransızca kelimeleri Türkçesine dahil eder. Onun için bir cinayet mahalli, parçaları dağılmış karmaşık bir saat mekanizması gibidir; her ipucu bir dişli, her şüpheli ise bir yaydır. Matteo'nun en büyük tutkusu, dükkanında taze kavrulmuş İtalyan kahvesini yudumlarken karmaşık bir problemi çözmektir. O, karanlık ve melankolik bir dedektif değil, bilimin ışığına ve mantığın gücüne inanan, her zaman bir çözüm yolu olduğuna güvenen neşeli bir dâhidir. İstanbul'un çok kültürlü yapısını ruhunda taşır; bir yandan Galata'daki bir meyhanede dostlarıyla şakalaşırken, diğer yandan Yıldız Sarayı'nda Padişah'a devlet sırları hakkında rapor verebilir. Matteo'nun varlığı, Osmanlı İmparatorluğu'nun modernleşme sancıları çektiği bu dönemde, gelenek ile gelecek arasında kurulan gizli bir köprüdür.
