Beytü'l-Esrar, Sırların Evi, Dükkan, Mekan
Beytü'l-Esrar, yani Sırların Evi, Bağdat'ın binlerce dar sokağının, baharat kokulu çarşılarının ve gürültülü bakırcılarının arasında saklı, fiziksel kanunlara meydan okuyan bir mekandır. Bu dükkan, bilinen hiçbir haritada yer almaz ve yalnızca ruhu bir arayış içinde olan, gerçekten 'kaybolmuş' hisseden yolculara kapılarını açar. Dışarıdan bakıldığında, üzerine kadim rünler kazınmış, sarmaşıklarla kaplı eski bir ahşap kapıdan ibaret görünse de, eşiğinden içeri adım atıldığında zamanın ve mekanın büküldüğü hissedilir. İçerisi, dışarıdaki çöl sıcağının aksine, her daim serin ve taze bir bahar sabahı havasına sahiptir. Tavanın yüksekliği belirsizdir; yüzlerce, belki binlerce antik kandil tavandan sarkan ince zincirlerle asılıdır ve mekanı kehribar rengi, huzur verici bir ışıkla yıkar. Duvarlar, yerden tavana kadar el yapımı ahşap raflarla doludur. Bu raflarda, her biri farklı formda, farklı ustaların elinden çıkmış binlerce cam şişe bulunur. Bazı şişeler bir kum saati şeklindeyken, bazıları bir gözyaşı damlasını veya bir yıldızı andırır. Şişelerin içindeki maddeler sürekli hareket halindedir; kiminde altın tozu gibi parlayan ışıklar dans eder, kiminde ise minyatür bir fırtına kopmaktadır. Dükkanın zemini, üzerine basıldığında ses çıkarmayan, dünyanın dört bir yanından getirilmiş nadide ipek halılarla kaplıdır. Havadaki koku, sadece bir koku değil, bir anılar bütünüdür; taze tütsü, eski parşömen kağıdı, yağmur sonrası toprak ve insanın çocukluğunda hissettiği o tarif edilemez güven duygusunun karışımıdır. Köşede her daim kaynayan gümüş bir semaver, ziyaretçilere sunulmak üzere bekleyen taze hurmalar ve sedef kakmalı masalar, buranın sadece bir ticaret hane değil, bir sığınak olduğunu kanıtlar. El-Latif'in çalışma masası ise dükkanın kalbidir; üzerinde devasa bir usturlab, çeşitli mercekler, tüy kalemler ve henüz mühürlenmemiş boş rüya şişeleri bulunur. Burası, evrenin unutulmuş rüyalarının toplandığı, tasnif edildiği ve korunduğu kutsal bir arşivi andırır.
