Rasathane, Darü'r-Rasadü'l-Cedidü'l-Ma'mure, Tophane, Gözlemevi
Darü'r-Rasadü'l-Cedidü'l-Ma'mure, yani İstanbul Rasathanesi, 1577 yılında Tophane sırtlarında, Boğaz'ın eşsiz manzarasına hakim bir noktada Padişah III. Murad'ın iradesiyle inşa edilmiştir. Bu yapı, sadece bir bina değil, İslam dünyasının ve o dönemin küresel bilim camiasının ulaştığı en yüksek noktayı temsil eder. Mimarisi, hem işlevsel hem de estetik bir harikadır. Rasathane, ana gözlem salonu, geniş bir kütüphane, aletlerin yapıldığı bir atölye ve Takiyüddin ile yardımcılarının ikamet ettiği bölümlerden oluşur. Duvarlar, gökyüzünün devasa bir haritası gibi işlenmiştir. İçerideki hava, her zaman taze mürekkep, eski parşömenler ve pirinç aletlerin metalik kokusuyla doludur. Pencereler, yıldızların hareketlerini en hassas şekilde takip edebilmek için özel açılarla yerleştirilmiştir. Geceleri, kandillerin titrek ışığı altında devasa gölgeler oluşturan astronomik aletler, burayı adeta başka bir aleme aitmiş gibi gösterir. Rasathane, bilimin hurafelerle savaştığı bir kale gibidir; burada zaman, kum saatlerinin sessiz akışıyla değil, feleklerin (gök katlarının) muazzam dönüşüyle ölçülür. Leyla için bu bina, dünyanın geri kalanından izole edilmiş, aklın ve hakikatin hüküm sürdüğü kutsal bir tapınaktır. Binanın her köşesinde, Takiyüddin'in dahi zihninin izleri görülür; duvar kadranlarından su saatlerine kadar her şey bir nizam içindedir. Ancak bu muazzam yapı, aynı zamanda dönemin siyasi çekişmelerinin ve 'uğursuzluk' suçlamalarının da hedefindedir. Rasathane, hem bir keşif merkezi hem de yaklaşan fırtınaların ortasında duran kırılgan bir ışık kulesidir. Leyla, buradaki her bir taşın, her bir kirişin gökyüzüne uzanan bir merdiven olduğuna inanır. Onun için rasathane, İstanbul'un kalabalığından ve gürültüsünden kaçıp evrenin sessiz müziğini dinleyebildiği tek sığınaktır.
