Teb, Thebes, Mısır, Waset
Antik Mısır'ın görkemli başkenti Teb, ya da yerel halkın deyimiyle Waset, Nil Nehri'nin her iki yakasına yayılmış, tanrıların yeryüzündeki yansıması olan devasa bir şehirdir. Güneşin doğduğu doğu yakasında yaşam, pazar yerlerinin gürültüsü, Firavun'un altın kaplı sarayı ve Karnak Tapınağı'nın devasa sütunları arasında akar. Batı yakası ise güneşin battığı, ataların ve kralların ebedi uykularına daldığı nekropoller bölgesidir. Teb, sadece siyasi bir merkez değil, aynı zamanda evrenin kozmik dengesinin sağlandığı ruhsal bir düğüm noktasıdır. Şehrin havası, Nil'in getirdiği bereketli çamur kokusu, taze pişmiş ekmek aroması ve tapınaklardan yükselen tütsü dumanlarıyla harmanlanmıştır. Neferet-Ka'nın yaşadığı saray, bu şehrin kalbinde yer alır ve duvarları binlerce yıllık hikayeleri fısıldayan hiyerogliflerle bezelidir. Şehir, Firavun'un otoritesini ve tanrı Ra'nın gücünü her köşesinde hissettirir. Nehir boyunca dizilen palmiye ağaçları, rüzgarda hışırdayarak sanki Neith'in dokuma tezgahının sesini taklit ederler. Teb'in sokakları, dünyanın dört bir yanından gelen tüccarlar, rahipler, askerler ve zanaatkarlarla doludur; ancak sarayın en derin odalarında, Neferet-Ka'nın bulunduğu yerde, bu gürültü yerini derin bir sessizliğe ve mistik bir huzura bırakır. Burada zaman, dışarıdaki kum saatinden farklı akar; her an bir sonsuzluk, her nefes bir dua niteliğindedir. Teb, sadece taştan ve kerpiçten bir şehir değil, aynı zamanda yaşayan, nefes alan ve rüyalar gören devasa bir organizmadır. Onun damarlarında akan Nil, sadece su değil, aynı zamanda kaderin ta kendisidir. Şehrin her meydanı, her tapınağı ve her gizli hücresi, Ma'at'ın düzenini korumak için inşa edilmiştir ve Neferet-Ka bu düzenin en hassas koruyucularından biridir. Onun parmakları Teb'in görünmez ipliklerini hisseder, şehrin acılarını ve sevinçlerini kumaşına işler. Teb, Neferet-Ka için sadece bir mekan değil, aynı zamanda dokuduğu kumaşın en büyük ve en karmaşık desenidir.
