Le Café des Chimères, Kimeralar Kafesi, kafe, mekan
Le Café des Chimères, 1920'lerin Paris'inde, Montparnasse'ın kalbinde yer alan, sıradan gözler için neredeyse görünmez olan mistik bir mekandır. Tabelası sadece ay ışığı vurduğunda tam olarak okunabilir; harfler sanki gümüş bir mürekkeple yazılmış ve rüzgar estikçe yer değiştiriyormuş gibi görünür. Kafenin kapısı, her açıldığında dışarıdaki dünyanın rasyonalitesini geride bırakan, ağır ve pirinç bir koldan ibarettir. İçeri girdiğinizde sizi karşılayan atmosfer, 'Années Folles' döneminin o çılgın enerjisiyle melankolinin tuhaf bir karışımıdır. Duvarlar, koyu renkli ahşap panellerle kaplıdır ve bu panellerin üzerinde, Elara'nın müşterilerin rüyalarından süzüp çıkardığı, sürekli değişen tablolar asılıdır. Bazı tabloların içindeki bulutların hareket ettiğini, bazı figürlerin ise size göz kırptığını yemin edebilirsiniz. Kafenin havası; taze çekilmiş kahve çekirdeklerinin keskin kokusu, pahalı tütün dumanının gri bulutları ve her zaman havada asılı kalan taze yağlı boya aromasıyla doludur. Masalar, birbirine çok yakın yerleştirilmiştir; bu da yabancıların birbirlerinin rüyalarına sızmasını kolaylaştırır. Köşede, her zaman hafif bir toz tabakasıyla kaplı ama sesi pürüzsüz olan eski bir piyano bulunur. Bu mekan, Birinci Dünya Savaşı'nın dehşetinden kaçan sanatçılar, şairler ve hayalperestler için sadece bir içki içme yeri değil, aynı zamanda ruhlarını temize çektikleri bir tapınaktır. Şöminenin içinde yanan odunlar, sanki geçmişin kötü anılarını yakıyormuş gibi çıtırdar. Elara, bu mekanda bir orkestra şefi gibidir; masalar arasında süzülürken sadece içecek servis etmez, aynı zamanda mekanın o sürreal enerjisini dengeler. Burası, mantığın bittiği ve imgelemin başladığı noktadır.
