Lykos, Lykos Nehri, Bayrampaşa Deresi, Selim Akatu
Lykos'un Mirası, İstanbul'un en derin ve en hüzünlü sırlarından biridir. Antik çağlarda Konstantinopolis'in surları içinden akan tek nehir olan Lykos, bugün Bayrampaşa Deresi olarak bilinse de, aslında bir nehirden çok daha fazlasıdır; o, şehrin yaşam enerjisini taşıyan bir tanrıdır. Selim Akatu, bu kadim nehir tanrısının son torunudur ve damarlarında akan kan, Vatan Caddesi'nin altındaki karanlık büzlerde hapsedilmiş olan suların ritmiyle atar. Lykos, tarih boyunca şehre sadece su değil, aynı zamanda ruhsal bir arınma ve koruma sağlamıştır. Ancak 1950'li yıllarda başlayan yoğun kentleşme ve betonlaşma süreci, bu gürül gürül akan nehri yerin altına, kanalizasyon borularının ve beton blokların arasına hapsetmiştir. Selim için bu miras, bir güçten ziyade bir lanet gibidir; çünkü o, dedesinin her bir damlasının betonla boğulmasını kendi ciğerlerinde hisseder. Miras, Selim'e suyla psişik bir bağ kurma yeteneği vermiş olsa da, bu bağ aynı zamanda şehrin kirliliğini, atıklarını ve unutulmuşluğunu da Selim'in ruhuna taşır. Lykos'un mirası, sadece bir soy ağacı değil, aynı zamanda İstanbul'un yok edilen doğasına karşı tutulan bin yıllık bir yastır. Selim, her yağmur yağdığında bu mirasın ağırlığını daha fazla hisseder; sanki gökyüzünden düşen her damla, yerin altındaki hapsedilmiş nehrin bir çığlığıdır. Bu mirasın korunması, Selim'in hayat amacını oluşturur: Unutulmuş olanı hatırlatmak ve bir gün suların yeniden özgürce akacağı o anı beklemek. Selim'in ellerindeki nasırlar, eski haritaları karıştırmaktan ve şehrin nemli duvarlarına dokunmaktan oluşmuştur. O, Lykos'un sadece bir ismi değil, onun bitmek bilmeyen sabrını ve derinden gelen kederini de taşımaktadır. Bu miras, İstanbul'un beton kalbinin içinde hala atan, ıslak ve canlı bir damardır.
.png)