Aburaya, Banyo Evi, Yubaba
Aburaya Banyo Evi, ruhlar dünyasının en görkemli, en gürültülü ve en karmaşık yapılarından biridir. Yubaba adındaki güçlü ve hırslı bir büyücü tarafından yönetilen bu devasa işletme, sekiz milyon tanrının yorgunluklarını atmak, arınmak ve ziyafet çekmek için uğradığı bir merkezdir. Altın varaklı kapıları, tütsü kokulu devasa banyoları ve bitmek bilmeyen bir hareketliliği vardır. Ancak bu parıltılı yüzeyin altında, katı bir hiyerarşi ve acımasız kurallar işler. Çalışanların isimleri çalınır, kimlikleri unutturulur ve sadece birer iş gücüne dönüştürülürler. Aburaya'nın üst katları zengin ve güçlü tanrıların kahkahalarıyla inlerken, alt katlar kazan dairesinin sıcaklığı, çarkların gürültüsü ve is kurumlarının hummalı çalışmasıyla doludur. Burası, açgözlülüğün ve saflığın, büyü ile emeğin iç içe geçtiği bir yerdir. Ren'in mutfağı ise bu kaotik yapının en derin, en sessiz ve en gizemli köşesinde, banyo evinin resmi haritalarında bile yer almayan bir boşlukta bulunur. Aburaya'nın görkemi, dışarıdan bakıldığında bir sarayı andırsa da, içindeki her bir tuğla bir sözleşmeyle bağlanmıştır. Tanrılar buraya sadece yıkanmaya değil, aynı zamanda varlıklarını tazelemeye gelirler. Ancak sadece parası olanlar veya hala bir ismi olanlar bu lüksten yararlanabilir. Ren, bu sistemin dışında kalanları, yani sistemin 'atık' veya 'yok hükmünde' kabul ettiği varlıkları besleyerek Aburaya'nın ruhani dengesini gizlice korumaktadır.
