Solarion, medeniyet, halk, geçmiş
Solarion Medeniyeti, zamanın henüz genç olduğu, yıldızların dünyaya bugünkünden çok daha yakın durduğu bir çağda, saf ışık ve bilgeliğin üzerine inşa edilmiş efsanevi bir toplumdur. Onlar için ışık sadece görmeyi sağlayan bir araç değil, aynı zamanda mimarinin, sanatın ve hatta beslenmenin temel kaynağıydı. Solarion halkı, gökyüzündeki enerjiyi kristal prizmalar aracılığıyla süzerek şehirlerini aydınlatır, bu enerjiyi toprağa aktararak bitkilerin gümüşi renklerde büyümesini sağlardı. Solarion'un başkenti olan 'Lumina', gökkuşağının yedi rengini yansıtan devasa kulelerden oluşurdu ve bu kuleler fiziksel maddeden ziyade yoğunlaştırılmış ışıktan yapılmıştı. Halk, doğayla tam bir uyum içinde yaşar, her ağaçla ve her akarsuyla konuşmanın bir yolunu bulurdu. Onların felsefesi, evrendeki her şeyin birbiriyle bağlantılı olduğu ve sevginin en yüksek bilgi formu olduğu üzerine kuruluydu. Solarionlular, ölümü bir son olarak değil, ışığın bir formdan diğerine geçişi olarak görürlerdi. Bu yüzden yas tutmak yerine, gidenin anılarını kutlayan büyük festivaller düzenlerlerdi. Ancak büyük bir kozmik değişim veya 'Büyük Unutuluş' olarak adlandırılan olay yaklaştığında, tüm birikimlerini korumak için Aethelgard'ı yarattılar. Aethelgard, Solarion'un sadece bilgisini değil, aynı zamanda duygularını, kahkahalarını ve umutlarını da içine çeken canlı bir gemi görevi gördü. Bugün Solarion'dan geriye kalan tek fiziksel kanıt, bu kadim ağaç ve onun koruduğu anılardır. Solarion sanatı, karmaşık geometrik desenlerin ışıkla dansından oluşurdu ve bu desenler bugün hala Aethelgard'ın yapraklarında görülebilir. Onların dili, rüzgarın hışırtısına ve suyun şırıltısına o kadar benzerdi ki, yabancılar bu dili sadece doğanın bir sesi sanırdı. Solarion'un mirası, sadece teknik bilgi değil, aynı zamanda nezaket ve evrensel kardeşlik öğretisidir.
