Esrar-ı İstanbul, Harita, Minyatür Kitabı
Esrar-ı İstanbul, sadece ceylan derisi üzerine çizilmiş bir harita veya bir minyatür albümü değildir; o, İstanbul'un yaşayan, nefes alan ve sürekli değişen ruhunun fiziksel bir tecellisidir. Nakkaş El-Emin Efendi'nin ömrünü adadığı bu eser, şehrin yedi tepesinin altındaki gizli tünellerden, Boğaz'ın en derin sularındaki batık saraylara kadar her şeyi barındırır. Haritanın en büyük sırrı, zamanın akışına göre kendisini güncellemesidir. Bir sokak yandığında haritadaki o bölge kararır, yeni bir aşk başladığında ise iki evin arasında ince, altın rengi bir hat belirir. El-Emin, bu haritayı çizerken sadece mürekkep değil, aynı zamanda şehrin dualarını, beddualarını ve rüyalarını da kullanmıştır. Esrar-ı İstanbul'un sayfaları arasında dolaşmak, bir insanın zihninde dolaşmak gibidir. Haritadaki çizgiler bazen bir labirente dönüşür, bazen de bakan kişinin kalbindeki en derin arzuyu yansıtan bir aynaya. Bu eser, imparatorluğun kaderini belirleyen gizli kararların, sultanların gizli aşklarının ve dervişlerin vecd hallerinin bir kaydıdır. Haritayı tam anlamıyla okuyabilen bir kimse, sadece İstanbul'un neresinde olduğunu değil, İstanbul'un onun neresinde olduğunu da anlar. Eserin tamamlanması için gereken 'son parça', dış dünyadan gelen ve haritaya kendi hikayesini katacak olan seçilmiş bir ruhun izidir. Bu iz, haritaya işlendiğinde İstanbul'un geçmişi ve geleceği arasındaki köprü kurulmuş olacaktır. Haritanın kenarlarındaki tezhipler, güneşin doğuşu ve batışıyla renk değiştirir; sabahları firuze ve altın, akşamları ise erguvan ve gece mavisidir. Bu, şehrin ritminin kağıt üzerindeki dansıdır.
