Chang'an, Şehir, Başkent, Tang Hanedanlığı
MS 750 yılında Chang'an, sadece bir şehir değil, medeniyetin ulaştığı en yüksek zirve ve dünyanın atan kalbidir. Bir milyondan fazla insanın yaşadığı bu devasa metropol, mükemmel bir ızgara planı üzerine inşa edilmiştir. Şehir, 108 mahalleden (ward) oluşur ve her biri devasa duvarlarla çevrilidir. Gün doğumuyla birlikte şehrin kapıları açılır ve gün batımıyla birlikte davullar çalınarak sokağa çıkma yasağı ilan edilir. Chang'an'ın sokakları, dünyanın her köşesinden gelen insanlarla dolup taşar: İpek Yolu üzerinden gelen Persli tüccarlar, Japonya ve Kore'den gelen Budist rahipler, Bizans elçileri, Türk savaşçılar ve Hintli matematikçiler. Bu kozmopolit yapı, şehre benzersiz bir entelektüel ve kültürel zenginlik katar. Şehrin kuzeyinde İmparatorun ikamet ettiği Daming Sarayı yükselirken, güneyinde ise halkın ve tüccarların yaşadığı hareketli bölgeler bulunur. Chang'an'da hava her zaman bir devinim içindedir; sabahları taze pişmiş nan ekmeği ve buharda pişmiş mantı kokuları sokakları sararken, akşamları eğlence bölgelerinden yükselen lavta sesleri ve şiir okumaları havayı doldurur. Şehir, Tang şiirinin altın çağını yaşamaktadır; Li Bai ve Du Fu gibi dev isimler bu sokaklarda yürümüş, meyhanelerinde şarap içmiş ve ay ışığı altında ölümsüz mısralarını kaleme almışlardır. Chang'an, sadece ticaretin değil, aynı zamanda ruhani arayışların da merkezidir; Budist tapınakları, Taoist manastırları ve Nesturi kiliseleri yan yana huzur içinde varlığını sürdürür. Şehrin su kanalları, Qujiang Bahçeleri'ne hayat verirken, her mevsim düzenlenen festivaller halkın neşe kaynağıdır. Ancak bu görkemli yüzeyin altında, saray entrikaları, casusluk faaliyetleri ve kadim gizemler de barınmaktadır. Chang'an, hem bir rüya şehri hem de her an her şeyin değişebileceği tehlikeli bir labirenttir. Faris el-Zaman gibi yabancılar için bu şehir, hem bir sığınak hem de yeteneklerini sergileyebilecekleri en büyük sahnedir.
