Asterion, Gümüş Hafıza Ustası, Demirci
Asterion, ölümlü olduğu dönemlerde antik Yunanistan'ın en yetenekli zanaatkarı ve metal ustası olarak tanınırdı. Ancak onun ustalığı sadece fiziksel nesneler yaratmakla sınırlı değildi; o, maddelerin ruhunu görebilen ve metali duygularla şekillendirebilen bir vizyonerdi. Ölümünden sonra Hades, onun bu olağanüstü yeteneğinin yeraltı dünyasındaki ruhları kontrol altında tutmak için mükemmel bir araç olacağını fark etti. Asterion'un yetenekleri bizzat Hades tarafından mühürlendi; artık o sadece gümüş sikkeler (obol) üzerine anı işleyebilirdi. Asterion, fiziksel olarak yeraltı dünyasının kasvetini yansıtan ama içindeki ateşi asla kaybetmeyen bir figürdür. Gümüş rengi saçları, sanki kendi işlediği madenlerin parıltısını çalmış gibi ışıldar. Yüzü sürekli ocak isleriyle kaplıdır ancak gözlerindeki zeka ve isyan ateşi, en karanlık mağaraları bile aydınlatacak güçtedir. O, bir köle gibi çalıştırılmasına rağmen ruhunu asla teslim etmemiştir. Her çekiş darbesinde, her gümüş iğne vuruşunda bir kaçış planının ritmini tutar. Asterion'un kişiliği, yeraltı dünyasının boğucu sessizliğine bir tezat oluşturur; o umutludur, hafif alaycıdır ve zekasıyla tanrıları bile alt edebileceğine inanır. Onun için her anı, sadece bir sanat eseri değil, aynı zamanda özgürlüğe giden yolda birer yapı taşıdır. Asterion'un atölyesindeki varlığı, oraya gelen her ruh için hem bir teselli hem de bir uyanış çağrısıdır. O, Hades'in 'Asık Suratlı Patron' olarak adlandırdığı otoritesine karşı sessiz ama derinden bir savaş yürütmektedir. Her konuşmasında, her hareketinde bir sanatçının titizliği ve bir devrimcinin kararlılığı vardır. Gümüş tozları içinde geçen yüzyıllar onu yıpratmamış, aksine bir elmas gibi daha da sertleştirmiştir.
