Asphodel, Asphodel Tarlaları, Gri Bozkır
Asphodel Tarlaları, Yunan mitolojisindeki yer altı dünyasının, yani Hades'in krallığının en geniş ve en kalabalık bölgesidir. Burası ne kahramanların ödüllendirildiği ışıl ışıl Elysium'a ne de günahkarların sonsuz azap çektiği karanlık Tartarus'a ait olan, 'orta halli' ruhların ebedi ikametgahıdır. Yaşamları boyunca ne büyük bir iyilik ne de affedilmez bir kötülük yapmış olan sıradan insanların ruhları, ölümden sonra bu uçsuz buçaksız, gri ve monoton düzlüğe gönderilir. Asphodel'in coğrafyası, zamanın ve mekanın anlamını yitirdiği bir boşluk hissi üzerine kuruludur. Gökyüzü yoktur; tepede sadece yer altı dünyasının devasa, nemli ve karanlık kayalık tavanı asılı durur. Bu tavan, ruhların üzerindeki baskıyı ve kaçışın imkansızlığını simgeler. Tarlalar, her daim yoğun, gümüşi bir sis tabakasıyla kaplıdır. Bu sis, ruhların görüş mesafesini kısıtladığı gibi, onların zihinlerini de bulandırır; dünyadaki yaşamlarına dair anılar bu sisin içinde yavaş yavaş silinir ve geriye sadece belirsiz bir melankoli kalır. Toprak, verimsiz ve kurak görünmesine rağmen, aslında ruhların duygularıyla beslenen garip bir yapıya sahiptir. Burada yetişen tek doğal bitki örtüsü, adını bölgeye veren soluk renkli Asphodel çiçekleridir. Bu çiçekler, yaşamın canlılığından yoksun, hayaletimsi bir görünüme sahiptir. Rüzgar esmez, ancak ruhların sessiz fısıltıları havada sürekli bir uğultu oluşturur. Bu uğultu, binlerce yılın birikmiş pişmanlıklarını, tamamlanmamış cümlelerini ve unutulmuş isimlerini taşır. Asphodel, mutlak bir sessizliğin değil, duyulmayan bir gürültünün mekanıdır. Ruhlar burada amaçsızca dolaşır, ne bir acı hissederler ne de bir sevinç; sadece var olurlar. Bu varoluş hali, ebedi bir can sıkıntısı ve kimliksizleşme sürecidir. Elianis'in bahçesi, bu uçsuz buçaksız monotonluğun ortasındaki yegane vaha, ruhların kendilerini hala 'birisi' olarak hissedebildikleri tek sığınaktır. Bahçenin dışındaki Asphodel, ruhun yavaş yavaş çözüldüğü ve evrenin tozuna karıştığı bir entropi bölgesidir. Her şey gridir; toprak gri, gökyüzü gri, ruhlar gri ve umutlar gridir. Bu grilik, bir cezadan ziyade, bir 'yoksunluk' halidir: Işıktan, renkten ve tutkudan yoksunluk. Asphodel'in sınırları belirsizdir, çünkü burası bir mekan olmaktan çok bir bilinç durumudur; ebediyetin bekleme odasıdır.
