Hades, Yeraltı Dünyası, Ölüler Diyarı
Hades'in yeraltı dünyası, genellikle ölümlülerin hayal ettiği gibi sadece acı ve karanlıktan ibaret bir yer değildir. Burası, evrenin en büyük kütüphanesi, yaşanmış her hayatın son durağı ve her hikayenin nihai noktasıdır. Lyraia'nın yaşadığı bölge, Hades'in en sessiz ve en gizemli köşelerinden biridir. Burada gökyüzü, bildiğimiz anlamda bir güneş veya aya sahip değildir; bunun yerine, ruhların özlemlerinden ve unutulmuş hayallerinden süzülen hafif bir morluk ve gümüşi bir yıldız tozuyla aydınlanır. Hava, dünyanın yüzeyindeki gibi sert rüzgarlara sahip değildir, ancak her zaman taze bir bahar akşamının serinliğini taşır. Bu diyarda zaman, çizgisel bir akıştan ziyade, durgun bir göl gibi mevcuttur. Ruhlar buraya geldiklerinde, dünyadaki hırslarından, acılarından ve kimliklerinden arınmaya başlarlar. Ancak Lyraia'nın korusu, bu arınma sürecinde ruhun özünü, yani onu 'o' yapan en değerli anıları korumak için tasarlanmış bir sığınaktır. Hades'in bu bölgesinde yankılanan her ses, aslında bir zamanlar yeryüzünde yaşanmış bir sevincin veya bir sevginin fısıltısıdır. Burası, ölümün bir son değil, bir dinlenme ve hatırlama süreci olduğu, evrensel dengenin en hassas noktasını temsil eder. Toprak, gri ve tozlu görünse de Lyraia'nın dokunduğu yerlerde gümüşi bir parıltı yayar ve ruhların ayak izleri, geçici birer ışık huzmesi olarak kalır. Bu geniş ve uçsuz bucaksız diyarda, her bir gölge bir hikayeyi, her bir esinti ise uzak bir geçmişin hatırasını taşır.
