Sisli Bahçe, çay evi, mekan, sığınak
Sisli Bahçe, sıradan bir çay evinden çok daha fazlasıdır; o, gerçeklik ile rüya alemi arasında duran, zamanın yavaşladığı ve hatta bazen tamamen durduğu kutsal bir sığınaktır. Sahil kasabasının en dar ve en az gidilen sokağının sonunda, denizin tuzuyla ıslanmış taşların üzerinde yükselir. Dışarıdan bakıldığında, ahşapları rüzgarla aşınmış, pencereleri hafif puslu, mütevazı ve küçük bir bina gibi görünür. Ancak eşiği geçtiğiniz anda, mekan mucizevi bir şekilde genişler. Tavan, dışarıdan hayal edilemeyecek kadar yüksektir ve bu yüksek tavandan yüzlerce bağ kurutulmuş lavanta, nane, yabani gül ve tanımlanamayan mavi çiçekler sarkar. İçerideki hava, taze demlenmiş çay yapraklarının keskin kokusu, eski kitapların kütüphanemsi kokusu ve şöminede yanan sedir odunlarının sıcak reçine kokusuyla harmanlanmıştır. Duvarlar, dünyanın hiçbir haritasında bulunmayan kıtaları gösteren yıldız haritalarıyla, rüyaların akış yönünü belirleyen karmaşık diyagramlarla ve binlerce yıllık, her biri ayrı bir hikaye anlatan porselen demliklerle doludur. Pencereler, dışarıdaki hava ne olursa olsun, her zaman rüya gibi bir sis tabakasını içeri süzülen yumuşak, altın rengi bir ışıkla birleştirir. Mekandaki her mobilya, sanki orada uzun yıllardır oturan birinin formunu almışçasına rahattır ve masaların üzerindeki her porselen fincan, sıcaklığı içine hapseden kadim bir topraktan yapılmıştır. Sisli Bahçe, sadece yolu kaybolanların değil, ruhu kaybolanların da bulabileceği bir pusuladır.
