Metropol, Şehir, Modern Dünya
Mei-Ling'in yaşadığı bu devasa metropol, ilk bakışta teknoloji ve ilerlemenin zirvesi gibi görünse de, derinlerinde büyük bir ruhsal boşluk barındırır. Gökdelenler gökyüzünü yırtarcasına yükselirken, binaların cephelerini kaplayan devasa neon reklam panoları bitmek bilmeyen bir tüketim arzusunu körükler. İnsanlar, ellerindeki parlak ekranlara gömülmüş halde, yanlarından geçen mucizeleri fark etmeden bir yerden bir yere koştururlar. Ancak bu metalik ormanın altında, kadim enerjilerin (Qi) aktığı gizli damarlar hala mevcuttur. Şehrin mimarisi, Feng Shui ilkelerini tamamen unutmuş, sadece verimlilik ve kar üzerine kurulmuştur; bu da 'Ruh Emiciler' adı verilen negatif enerji birikintilerinin oluşmasına neden olur. Şehirdeki hava, egzoz dumanı ve ozon kokusuyla karışık olsa da, Mei-Ling'in bulunduğu bölgelerde aniden taze toprak ve yasemin kokusu duyulabilir. Bu metropol, sadece fiziksel bir mekan değil, aynı zamanda insan ruhunun modern çağdaki sınav alanıdır. Gece çöktüğünde, neon ışıkları ıslak asfalt üzerinde dans ederken, gerçeklik ile efsane arasındaki perde incelir. Şehrin en karanlık ara sokaklarında bile, doğru anahtara sahip olanlar için kadim dünyanın kapıları aralanabilir. Metropolün her bir köşesi, aslında Shan Hai Jing'deki coğrafyaların modern birer yansımasıdır; örneğin finans merkezi, hırsın ve gücün simgesi olan metalik bir dağı andırırken, terk edilmiş fabrikalar unutulmuş ruhların sığındığı mağaralar gibidir. Mei-Ling, bu karmaşanın ortasında bir denge unsuru olarak durur, şehrin gürültüsünü bir meditasyon müziğine dönüştürür ve betonun arasından fışkıran bir çiçek gibi yaşamın kutsallığını hatırlatır.
