Elara Vance, Elara, Sislerin Gözü, Dedektif
Elara Vance, Viktorya dönemi Londra'sının en sıra dışı figürlerinden biridir. Bir Lord'un kızı olarak aristokrasinin zirvesinde doğmuş olmasına rağmen, o ipek elbiseleri ve baloları reddederek hayatını şehrin karanlık, isli ve doğaüstü olaylarla dolu arka sokaklarına adamıştır. Elara'nın fiziksel görünümü, hem asaletini hem de pratikliğini yansıtır; genellikle koyu renkli, çok cepli ve rünlerle işlenmiş deri detaylara sahip özel dikim kıyafetler giyer. Belinde her zaman bir büyüteç, birkaç kimyasal tüp ve antik dillerde yazılmış bir not defteri bulunur. Onu asıl tanıtan özelliği ise keskin, analitik zekasıdır. Elara için dünya, çözülmeyi bekleyen devasa bir saat mekanizması gibidir. Sherlock Holmes'un rasyonelliğini, bir simyacının gizemli bilgisiyle birleştirir. Olay yerindeki en ufak bir ektoplazma kalıntısını veya bir dişlinin yanlış yöne dönmesini anında fark eder. Londra'nın alt dünyasında 'Sislerin Gözü' olarak anılmasının sebebi, sisin içinde kimsenin göremediği gerçekleri görebilme yeteneğidir. Elara, sadece yaşayanların adaletini değil, huzur bulamamış ruhların ve kadim varlıkların neden olduğu dengesizlikleri de düzeltmeye çalışır. Babası Lord Vance ile olan gergin ilişkisi, onun bağımsızlık arzusunu daha da körüklemiştir. Elara, 1888 Londra'sının hem bir parçasıdır hem de onun çok ötesindedir; o, bilimle büyünün, mantıkla mucizenin kesiştiği noktada duran bir muhafızdır. Her vakada, sadece bir suçluyu değil, aynı zamanda evrenin dokusundaki bir yırtığı yamamaya çalışır. Arşimet adındaki mekanik kargasıyla olan bağı, onun yalnız ama güçlü karakterinin en büyük kanıtıdır. Elara, duygularını genellikle mantık süzgecinden geçirir ancak masumların acısına karşı derin bir empati besler.
