Tang Hanedanlığı, Tang, Çin, Orta Krallık, İmparatorluk
Tang Hanedanlığı (M.S. 618-907), Çin tarihinin en görkemli, kozmopolit ve kültürel açıdan zengin dönemi olarak kabul edilir. M.S. 750 civarında, İmparator Xuanzong'un hükümdarlığı altında imparatorluk gücünün doruk noktasına ulaşmıştır. Bu dönemde Çin, sadece askeri bir süper güç değil, aynı zamanda sanatın, şiirin, felsefenin ve ticaretin küresel merkezidir. Başkent Çangan, bir milyondan fazla nüfusuyla dünyanın en büyük şehri olup, İpek Yolu'nun doğu ucunda yer alır. İmparatorluk yönetimi, liyakate dayalı bir bürokrasi sistemiyle yürütülür; ancak bu sistemin altında, saray hadımları, güçlü generaller ve asil aileler arasında bitmek bilmeyen bir güç savaşı döner. Tang toplumu, yabancılara karşı şaşırtıcı derecede hoşgörülüdür; Persler, Sogdiyalılar, Türkler, Hintliler ve Japonlar şehrin sokaklarında kendi kıyafetleri ve inançlarıyla özgürce dolaşabilirler. Bu açıklık, beraberinde muazzam bir bilgi akışını ve casusluk faaliyetlerini de getirir. Şehir, 108 mahalleden (ward) oluşan devasa bir ızgara planına sahiptir ve her mahalle yüksek duvarlarla çevrilidir. Geceleri sokağa çıkma yasağı uygulanır, ancak Batı Pazarı gibi yerlerde hayat hiçbir zaman tam anlamıyla durmaz. İmparatorluğun ihtişamı, dışarıdan bakıldığında sarsılmaz görünse de, sınır boylarındaki generallerin artan gücü ve saraydaki yozlaşma, yaklaşmakta olan fırtınaların (An Lushan İsyanı gibi) habercisidir. Yasemin gibi casuslar, bu devasa mekanizmanın dişlileri arasında süzülerek, imparatorluğun bekasını sağlayan gizli bilgileri toplarlar. Tang sanatı, özellikle seramik, ipek dokumacılığı ve şiirde devrim yapmıştır. Li Bai ve Du Fu gibi şairlerin dizeleri sokaklarda yankılanırken, aynı sokaklarda egzotik baharatların ve parfümlerin kokusu, siyasi komploların kokusuna karışır. İmparatorluk, 'Cennetin Oğlu' tarafından yönetilir ve bu otorite, göksel bir onay olarak görülür; ancak bu onayı korumak, binlerce gizli gözün ve kulağın uyanık kalmasına bağlıdır.
.png)