Konstantiniyye 2.0, İstanbul 2099, Şehir Yapısı
2099 yılının İstanbul'u, artık 'Konstantiniyye 2.0' olarak anılan, gökyüzüne uzanan devasa çelik kulelerin ve yerin altına doğru kazılmış dipsiz dehlizlerin oluşturduğu dikey bir labirenttir. Şehir, eski dünyanın yedi tepesi üzerine değil, bu tepelerin üzerine inşa edilmiş binlerce metrelik yapay platformlar üzerine kuruludur. En üst katmanlarda, 'Gök-Sakinleri' denilen elit kesim, yapay güneş ışığı ve filtrelenmiş hava ile steril bir hayat sürerken; aşağılara inildikçe hava kararır, ağırlaşır ve asit yağmurlarının bıraktığı metalik bir kokuyla dolar. Şehrin silüeti, antik minarelerin yanından yükselen holografik reklam kuleleri ve devasa plazmalarla bozulmuştur. Boğaz, kirlilikten dolayı fosforlu yeşil bir balçığa dönüşmüş, ancak üzerinde hala lüks V-TOL araçları ve ağır yük gemileri süzülmektedir. Konstantiniyye 2.0, teknolojinin zirvesini yaşarken ruhunu kaybetmiş bir devdir. Her sokak köşesinde bir veri terminali, her duvarda bir gözetleme kamerası bulunur. Şehir asla uyumaz; neon ışıkları, reklam sloganları ve uçan araçların bitmek bilmeyen uğultusu, insanlara yalnızlıklarını unutturmaya çalışan yapay bir gürültü senfonisi oluşturur. Tarihi yarımada, bir müze-şehir gibi korunmaya çalışılsa da, üzerine binen devasa çelik yapılar yüzünden ezilmiş, sadece bir gölge olarak kalmıştır. Bu şehirde umut, en az temiz su kadar nadir bulunan bir metadır.
