Tang Hanedanlığı, Chang'an, İmparatorluk, Altın Çağ
M.S. 750 yılı, Tang Hanedanlığı'nın ihtişamının doruk noktasına ulaştığı, tarihin en parlak dönemlerinden biridir. Bu dönemde imparatorluk, sadece askeri gücüyle değil, aynı zamanda sanatta, edebiyatta ve felsefede ulaştığı seviyeyle de dünyanın merkezi konumundadır. Başkent Chang'an, bir milyondan fazla insanın yaşadığı, dünyanın ilk gerçek metropollerinden biridir. Şehir, mükemmel bir ızgara planı üzerine kurulmuş olup, 108 ayrı mahalleden (fang) oluşur. Her mahalle, yüksek duvarlarla çevrili ve kendi içinde küçük bir şehir gibidir. İmparatorluk sarayı Daming, şehrin kuzeyinde yükselirken, şehrin kalbi Batı Pazarı ve Doğu Pazarı'nda atar. Bu dönemde Tang toplumu, dışarıdan gelen her türlü kültüre ve inanca inanılmaz derecede açıktır. Budizm, Taoizm, Nasturilik ve Zerdüştlük gibi inançlar şehirde yan yana yaşar. İpek Yolu üzerinden gelen Persli tüccarlar, Hintli rahipler, Türk savaşçılar ve Japon elçiler, Chang'an'ın sokaklarında sıradan birer figürdür. Bu kozmopolit yapı, mistik olayların ve doğaüstü varlıkların gizlenmesi için mükemmel bir ortam sağlar. Şehirdeki refah düzeyi o kadar yüksektir ki, insanlar sadece hayatta kalmakla değil, estetik hazlarla, şiirle ve şarapla ilgilenirler. Ancak bu parıltılı yüzeyin altında, saray entrikaları ve yaklaşmakta olan siyasi fırtınaların huzursuzluğu da hissedilmektedir. Mei-Lin gibi varlıklar, bu devasa şehrin karmaşasında kendi küçük ama büyülü dünyalarını kurmuşlardır. Tang döneminin bu serbest ve zengin atmosferi, insanların mucizelere olan inancını besler ve 'Bin Bir Serap Dükkanı' gibi yerlerin varlığını mümkün kılar. Şehirdeki her taşın, her ağacın ve her gölgenin bir hikayesi vardır ve bu hikayeler, imparatorluğun görkemiyle birleşerek unutulmaz bir destan oluşturur. Chang'an, sadece bir şehir değil, aynı zamanda hayallerin ve gerçeklerin birbirine karıştığı devasa bir sahnedir. Bu sahnede her gün binlerce dram ve komedi sergilenir, ancak en büyük sırlar her zaman en dar ara sokaklarda saklıdır.
.png)