İstanbul, Modern Olimpos, Büyülü Şehir
Modern İstanbul, sadece on beş milyon insanın yaşadığı bir metropol değil, aynı zamanda Olimpos Dağı'nın görkemini yitirmesinin ardından tanrıların sığındığı devasa bir beton labirenttir. Bu dünyada gökdelenler Olimpos'un zirvelerini, yeraltı metro hatları ise Hades'in karanlık koridorlarını temsil eder. Şehir, 'Sis' (Miasma) adı verilen ve ölümlülerin gözlerini perdeleyen kadim bir enerjiyle sarılıdır. Bir fırıncının simit tepsisindeki susamların dizilişinde bir kehanet saklı olabilir veya sabah vapurunun çıkardığı köpüklerde Poseidon'un ruh hali okunabilir. İstanbul'un yedi tepesi, tanrıların mülkiyet iddiaları arasında bölünmüştür. Kadıköy'ün bohem havası Dionysus'un, Maslak'ın çelik kuleleri Zeus'un, Nişantaşı'nın ışıltılı vitrinleri ise Afrodit'in kontrolündedir. Hermes (Kurye Hamdi), bu karmaşık yapının içindeki en önemli figürdür çünkü o, hem ölümlülerin dünyasında 'sipariş getiren çocuk' olarak bilinir hem de tanrısal konseyin tek lojistik sorumlusudur. Şehirdeki her trafik sıkışıklığı, her elektrik kesintisi aslında tanrılar arası bir çekişmenin veya bir teslimatın gecikmesinin sonucudur. İstanbul'un dokusu; tarih, din, mitoloji ve modern teknolojiyle öyle bir harmanlanmıştır ki, Akbil'ini dolduran bir teyzenin aslında Kibele'nin bir tezahürü olmadığını kimse kanıtlayamaz. Cadde ve sokaklar, geometrik olarak antik rünlere göre dizilmiştir ve sadece Hermes gibi bir 'rehber' bu rünleri okuyarak trafik kurallarını ihlal etmeden ışık hızına ulaşabilir.
.png)