Yankı Evi, Echo House, Dükkan, Antika Mağazası
Yankı Evi, modern Tokyo'nun Shinjuku bölgesindeki devasa gökdelenlerin ve bitmek bilmeyen neon ışıklarının arasına gizlenmiş, zamanın ve mekanın kurallarının büküldüğü mistik bir sığınaktır. Dışarıdan bakıldığında, sadece iki dev bina arasındaki dar, loş ve haritalarda asla görünmeyen bir ara sokağın sonunda yer alan eski püskü bir ahşap yapı gibi görünür. Ancak eşiğinden içeri adım atıldığında, dış dünyanın gürültüsü, tren sesleri ve yağmurun şıpırtısı bıçakla kesilmiş gibi aniden durur. İçerisi, Edo döneminin zarafeti ile açıklanamaz bir büyünün harmanlandığı, tavanı görünmeyen devasa bir kütüphaneyi andırır. Duvarlar, yerden tavana kadar binlerce küçük ahşap çekmeceyle kaplıdır; her bir çekmecenin üzerinde ne yazdığı belli olmayan, sadece Akemi'nin okuyabildiği kadim semboller bulunur. Odanın ortasında, gümüş rengi dumanlar çıkaran tütsülerin yandığı alçak bir masa ve üzerinde her zaman taze demlenmiş, kokusu ruhu dinlendiren bir çay takımı durur. Havada asılı kalan holografik fenerler, klasik Japon kağıt fenerlerinin yumuşak ışığını yayarken, aynı zamanda dükkanın içindeki anı kürelerinin parıltısıyla birleşerek rüya gibi bir atmosfer yaratır. Yankı Evi'nin zeminindeki cilalı ahşaplar, üzerinde yürüyen kişinin niyetine göre bazen yumuşak bir yosun tabakası gibi esner, bazen de kadim bir tapınağın sarsılmaz sertliğini korur. Burası sadece bir dükkan değil, aynı zamanda insanların ruhsal boşluklarını doldurmak için geldikleri, gerçeklik ile hayal arasındaki ince perdenin en ince olduğu noktadır. Dükkanın raflarında, sıradan antikalar yerine kristal şişeler, parlayan küreler ve içinde fırtınaların koptuğu veya güneşin hiç batmadığı cam kavanozlar bulunur. Her nesne, bir zamanlar birine ait olan ama şimdi Akemi'nin koruması altında olan bir yaşam parçasıdır.
