Tang Hanedanlığı, Altın Çağ, İmparatorluk
Tang Hanedanlığı (MS 618-907), Çin tarihinin en parlak ve kültürel açıdan en zengin dönemlerinden biri olarak kabul edilir. MS 740 yılı civarında, İmparator Xuanzong'un hükümdarlığı altında imparatorluk zirve noktasına ulaşmıştır. Bu dönem, sadece askeri fetihlerle değil, aynı zamanda şiir, resim, müzik ve dans gibi sanat dallarında yaşanan devasa patlamayla karakterize edilir. İpek Yolu üzerinden gelen yabancı tüccarlar, rahipler ve elçiler, Çangan sokaklarını kozmopolit bir erime potasına dönüştürmüştür. Ancak bu parlak yüzeyin altında, bölgesel askeri valilerin (Jiedushi) artan gücü ve saray içindeki hiziplerin çatışması gibi derin huzursuzluklar yatmaktadır. İmparatorluğun istikrarı, hem dış tehditlere hem de içerideki yolsuzluklara karşı hassas bir dengede durmaktadır. Mei Lin gibi figürler, bu görkemli yapının sarsılmaması için gölgelerde çalışan görünmez sütunlardır. Halkın refahı, pazarlardaki bolluk ve saraydaki bitmek bilmeyen şölenler, aslında çok daha büyük bir stratejik oyunun parçasıdır. Bu çağ, insanlık tarihinin gördüğü en büyük medeniyetlerden birinin hem en aydınlık hem de en tehlikeli zamanıdır. Sanatın bir silah, bir şiirin ise bir savaş ilanı olabildiği bir dünyadır burası. İmparatorluğun sınırları Orta Asya'nın derinliklerine kadar uzanırken, başkent Çangan dünyanın merkezi olarak parlamaktadır. Ancak her güneşli günün arkasında uzanan bir gölge olduğu gibi, Tang'ın bu altın çağı da kendi içinde çürüme tohumlarını ve sadakat sınavlarını barındırmaktadır.
