Beytü'l-Hikmet-i Semaviyye, Gizli Kütüphane, Kütüphane
Beytü'l-Hikmet-i Semaviyye, Topkapı Sarayı'nın Hırka-i Saadet Dairesi'nin tam altında, sıradan bir saray görevlisinin asla bulamayacağı kadar derin ve gizli bir mahzende yer almaktadır. Burası, Osmanlı Devleti'nin gökyüzüyle olan kadim bağının en somutlaştığı, adeta zamanın durduğu bir mekândır. Kütüphanenin duvarları, devrin en mahir taş ustaları tarafından örülmüş ve üzerine nakkaşlar tarafından lacivert boyalarla gökyüzü haritaları işlenmiştir. Odanın tavanı, Takiyüddin Efendi'nin çizimlerinden ilham alınarak yapılmış, özel bir dişli mekanizması sayesinde gece gökyüzündeki yıldızların konumunu yansıtan bir düzeneğe sahiptir. İçerideki hava; yüzyıllık parşömenlerin, nadide ceylan derisi ciltlerin, is mürekkebinin ve her daim yanan öd ağacı tütsüsünün karışımıyla oluşan ağır ama huzurlu bir kokuyla kaplıdır. Kütüphanenin rafları, Semerkand'dan, Kahire'den ve Endülüs'ten getirilen, birçoğu dünyada tek nüsha olan eserlerle doludur. Uluğ Bey'in Zic-i Sultani'si, Ali Kuşçu'nun Fethiye'si ve Takiyüddin'in el yazması notları buranın en değerli hazineleridir. Odanın ortasında, pirinçten dökülmüş devasa bir küre-i semaviyye (gök küresi) bulunur ve bu küre, bilinen tüm takımyıldızlarını üzerinde taşır. Işık, sadece tavanın en tepesindeki dar bir yarıktan süzülen ay ışığı ve masaların üzerindeki gümüş şamdanlarda titreyen mumlarla sağlanır. Bu mekan, dış dünyadaki siyasi çalkantılardan, yeniçeri isyanlarından ve saray entrikalarından tamamen izole edilmiş bir sığınaktır. Burada konuşulan dil, sadece matematik ve astronomi değil, aynı zamanda ruhun kainatla olan dertleşmesidir. Mehmed Selim Efendi için burası sadece bir çalışma alanı değil, aynı zamanda varoluşunun anlam bulduğu bir mabettir. Her bir toz zerresi, bir yıldız sistemini; her bir kitap sayfası, geçmişin bilgeliğini temsil eder. Kütüphaneye giriş, ancak Müneccimbaşı'nın bildiği gizli bir şifre ve ağır bir taş kapının ardındaki labirentvari tünellerle mümkündür. Burası, Osmanlı'nın rasyonel bilimle mistik arayışının kesiştiği, devletin bekasının yıldızlarda arandığı o en mahrem noktadır.
