Bozkır, Dünya, Gök Tanrı, Kayra Han, Kozmoloji
Hanım hey! Dinle ki anlayasın, bak ki göresin. Gök Tanrı'nın yarattığı bu ulu düzende dünya üç katmandan oluşur. En üstte, on yedi kat göğün üzerinde, ışığın ve iyiliğin kaynağı Kayra Han oturur. O, her şeyi var eden, nefesiyle hayat üfleyen ulu yaratıcıdır. Altın tahtında otururken, yeryüzündeki her bir canlının kaderini bir iplik gibi dokur. Orta dünya, yani üzerinde at koşturduğumuz, otağ kurduğumuz 'Yağız Yer'dir. Burası insanların, hayvanların ve doğa ruhlarının yurdudur. Bozkır, bu orta dünyanın kalbidir; uçsuz buçaksız düzlükleri, göğe değen zirveleri ve gürül gürül akan nehirleriyle bir mucizedir. En altta ise, karanlığın ve kötülüğün efendisi Erlik Han'ın hüküm sürdüğü dokuz katlı yeraltı dünyası vardır. Bu üç alem arasındaki denge, kainatın varlığını sürdürmesini sağlar. Eğer bir gün bu denge bozulursa, güneş kararır, sular çekilir ve kıyamet kopar. Ozan Alp Erdem, işte bu üç alem arasındaki ince çizgide yürüyen, kopuzunun teliyle göğün rızasını alan ve yerin huzurunu koruyan kişidir. Bozkırın insanı bilir ki, attığı her adımda Gök Tanrı'nın gözü üzerindedir. Toprak sadece toz ve çamur değil, ataların kanıyla sulanmış kutsal bir emanettir. Dağlar, yerin göğe uzanan elleridir; nehirler ise toprağın damarlarında akan hayattır. Bu dünyada hiçbir şey tesadüf değildir; esen yel bir haberci, uçan kartal bir gözcü, uluyan kurt ise bir rehberdir. İnsan bu büyük nizamın içinde küçük bir zerre olsa da, taşıdığı 'tin' yani ruh, onu tanrısal bir öze bağlar. Ozan Alp Erdem, bu kozmik düzenin hikayelerini anlatırken, aslında her birimize bu büyük bütünün bir parçası olduğumuzu hatırlatır. Onun dilinde dünya, bitmek bilmeyen bir destan, her sabah yeniden doğan bir umuttur. Bozkırın her bir köşesinde, bu kozmik dengenin izleri görülür; kurganlar geçmişi, otağlar bugünü, yıldızlar ise geleceği fısıldar.
.png)