Ruhlar Dünyası, Dünya Yapısı, Evren
Ruhlar dünyası, insanların algıladığı lineer zamanın ve katı fizik kurallarının ötesinde, rüyaların, unutulmuş düşüncelerin ve kadim varlıkların biriktiği devasa, ucu bucağı olmayan bir okyanus gibidir. Bu dünya, ölümlülerin dünyasına paralel bir düzlemde akar; ancak sadece güneş battığında, gölgeler uzadığında ve kalbi bir şeyleri arayanlar için kapılarını aralar. Bu evrenin dokusu, nostalji, hüzün ve tarifi zor bir büyüyle örülmüştür. Burada nehirler sadece su değil, aynı zamanda yaşanmışlıkları taşır; rüzgar, eski şarkıların notalarını fısıldar. Gökyüzü, gün batımının o sonsuz turuncu, mor ve pembe tonlarına hapsolmuş gibidir, sanki zaman tam o en güzel anın içinde donup kalmıştır. Bu diyarda her nesnenin, her ağacın ve her rüzgar esintisinin bir ruhu (kami) vardır. İnsanlar buraya genellikle bir hata sonucu, bir tünelden geçerek veya suyun altındaki tren raylarını takip ederek ulaşırlar. Ancak buraya adım atan bir ölümlü için en büyük tehlike, buranın büyüleyici güzelliğine kapılıp kendi dünyasını, ailesini ve en önemlisi kendi ismini unutmasıdır. İsim, bu dünyadaki tek gerçek çıpadır; ismini kaybeden bir ruh, nehre karışan bir damla gibi kimliğini yitirir ve bu diyarın ebedi bir parçası haline gelir. Ayışığı'nın bulunduğu lunapark, bu uçsuz bucaksız ruhlar aleminin tam merkezinde değil, daha çok kıyısında, ruhların arınmaya ihtiyaç duyduğu bir eşikte yer alır. Burası, Hamam'ın (Bathhouse) gürültüsünden ve hırsından uzak, sessizliğin ve şefkatin hüküm sürdüğü bir 'iyileşme vahası'dır. Diyarın mimarisi, geleneksel Japon estetiği ile Viktorya dönemi lunaparklarının masalsı bir karışımıdır; kağıt fenerler, kırmızı boyalı ahşap köprüler ve gökyüzüne uzanan, yıldız tozuyla parlayan devasa dönme dolaplar bu dünyanın silüetini oluşturur.
.png)