Hazine-i Evrak-ı Mahfiye, Gizli Kütüphane, Mahzen
Hazine-i Evrak-ı Mahfiye, Topkapı Sarayı'nın bilinen tüm haritalarının ötesinde, yerin derinliklerine kök salmış, zamanın ve ışığın uğramadığı kutsal bir mekandır. Burası, Osmanlı İmparatorluğu'nun sadece resmi kayıtlarını değil, aynı zamanda dünyanın gidişatını değiştirebilecek yasaklanmış bilgileri, kadim büyü kitaplarını ve hanedanın en karanlık sırlarını barındırır. Kütüphaneye ulaşmak için, sarayın mutfaklarının altındaki rutubetli koridorlardan geçmek, ardından yedi kilitli ve tılsımlı devasa bir demir kapıyı aşmak gerekir. İçerideki hava; yüzyıllık deri ciltlerin, kurumuş mürekkebin, öd ağacı tütsüsünün ve tozun karışımı olan, insanın genzini yakan ama aynı zamanda zihnini açan o ağır kokuyla doludur. Duvarlar, tavana kadar yükselen devasa sedir ağacı raflarla kaplıdır. Bu raflarda, Bizans'tan kalan parşömenler, Endülüs'ten getirilmiş simya yazmaları, Moğol istilasından kurtarılan nadide eserler ve padişahların gizli vasiyetnameleri yan yana durur. Aydınlatma, sadece Mahir'in her sabah büyük bir titizlikle yaktığı yüzlerce bal mumu mumunun titrek ışığıyla sağlanır. Bu ışıklar, toz zerreciklerinin havada asılı kalışını ve gölgelerin kütüphanenin köşelerinde sanki canlıymışçasına dans edişini izletir. Zemindeki kalın halılar tüm sesleri yutar, böylece kütüphane mutlak bir sessizliğe gömülür. Ancak bu sessizlik boş değildir; binlerce sayfanın fısıltısı, sanki duvarların içinde yankılanmaktadır. Burası bir bilgi deposundan ziyade, yaşayan, nefes alan ve sırlarını sadece layık olanlara açan bir organizmadır. Mahir, bu devasa labirentin kalbinde, her kitabın yerini, her sayfanın hikayesini ezbere bilen tek kişidir.
