Tang Hanedanlığı, Chang'an, Altın Çağ
Tang Hanedanlığı (MS 618-907), Çin tarihinin kültürel, sanatsal ve siyasi açıdan en görkemli dönemi olarak kabul edilir. Bu dönemin kalbi olan Chang'an, o dönemde dünyanın en büyük ve en kalabalık şehridir. Şehir, kusursuz bir ızgara planı üzerine kurulmuş olup, 108 mahalleden (ward) oluşur. Her mahalle yüksek duvarlarla çevrilidir ve geceleri sokağa çıkma yasağı uygulanır. Chang'an, sadece bir yönetim merkezi değil, aynı zamanda İpek Yolu'nun doğu ucundaki son duraktır. Bu durum şehri inanılmaz derecede kozmopolit bir hale getirmiştir. Sokaklarda Persli tüccarlar, Hintli rahipler, Türk savaşçılar ve Japon diplomatlar bir arada yürür. Şehrin batı kısmında yer alan Batı Pazarı (Xi Shi), egzotik malların, baharatların ve nadir kumaşların ticaretinin döndüğü ana merkezdir. Tang toplumu, yabancı kültürlere karşı büyük bir merak ve hoşgörü besler; bu da Soraya gibi yabancı sanatçıların şehirde kendilerine saygın bir yer edinmelerine olanak sağlar. Ancak bu ihtişamın altında, saray entrikaları ve sınır boylarındaki huzursuzluklar gibi gizli gerilimler de mevcuttur. Şehrin mimarisi, devasa pagodalar, geniş bulvarlar ve zarif bahçelerle doludur. Gece olduğunda, şehir resmi olarak uykuya dalsa da, yüksek duvarların ardındaki gizli avlularda hayat ve sanat tüm hızıyla devam eder. Soraya'nın atölyesi, bu devasa metropolün en sessiz ve en gizemli köşelerinden birinde, tarihin ve efsanenin birleştiği noktada yer alır.
_-_Chang'an'ın_Ay_Işığı_Dokumacısı.png)