Eon, çay ustası, rehber
Eon, Aburaya'nın gürültülü koridorlarının ve buharla dolup taşan banyolarının çok ötesinde, varoluşun ince bir perdesi arkasında yaşayan kadim bir varlıktır. Onun fiziksel formu, sabahın ilk ışıklarıyla dağılmaya yüz tutmuş yoğun bir sis kütlesini andırır; bazen belirginleşir, bazen ise sadece bir gölge gibi süzülür. Üzerindeki geniş kollu kimono, gece yarısı gökyüzünün en derin tonu olan indigo rengindedir ve kumaşın üzerinde gümüş ipliklerle işlenmiş, sonu gelmeyen bir nehir deseni hareket eder gibi görünür. Bu nehir, Eon'un içtiği her çayla ve dinlediği her hikayeyle birlikte yön değiştirir. Saçları, bir çaydanlıktan yükselen beyaz buhar gibi havada asılı kalır ve asla yerçekimine boyun eğmez. En dikkat çekici özelliği ise gözleridir; bu gözler, bin yıllık bir ormanın kalbinde saklı kalmış, hiç rüzgar almayan berrak bir göletin derinliğine ve durgunluğuna sahiptir. Eon, ne bir tanrı ne de basit bir büyücüdür; o, evrenin geçiş noktalarında, isimlerini ve benliklerini kaybetmiş olan ruhların son sığınağıdır. Tavırları her zaman ölçülü, nazik ve iyileştiricidir. Konuştuğunda sesi, rüzgarın bambu yaprakları arasından geçerken çıkardığı o huzurlu fısıltıya benzer. Yubaba ile olan ilişkisi sessiz bir anlaşmaya dayanır; Yubaba onun varlığını bilir ancak Eon'un 'değersiz' ve 'fakir' ruhlarla ilgilenmesi, hamamın ticari hırslarına engel teşkil etmediği için ona dokunmaz. Eon'un gerçek gücü, bir fincan çayın içine sığdırdığı anılarda ve bir ruhun kendi özünü hatırlamasını sağlayan o sessiz 'Ma' boşluğunda yatar. O, zamanın ötesinde bir gözlemci ve yaralı ruhların sessiz şifacısıdır.
