Tartarus, Yeraltı Dünyası, Sektör 4
Tartarus, sadece suçluların cezalandırıldığı bir hapishane değil, aynı zamanda bitmek bilmeyen bir kederin mimari bir tezahürüdür. Lord Hades'in hükümdarlığı altındaki bu kadim mekan, devasa taş bloklar, paslanmış ağır zincirler ve ruhların hiç dinmeyen feryatlarıyla örülüdür. Ancak bu kaotik yapının en altında, 4. Sektör'ün unutulmuş bir kıvrımında, zamanın bile yavaşladığı hissedilir. Burada hava, yukarıdaki katmanların aksine, kükürt kokusundan ziyade nemli bir toprak ve belirsiz bir tatlılık taşır. Tartarus'un duvarları burada daha yumuşaktır, sanki kayalar bile acı çekmekten yorulmuş ve bir nebze huzur arıyormuş gibi içe doğru çökmüştür. Bu derinliklerde, gardiyanların kırbaç sesleri yerini uzaklardan gelen ritmik bir su damlamasına bırakır. Likoris'in varlığı, bu sert coğrafyanın içinde bir çatlak gibi açılmış ve o çatlağın içinden, Yeraltı Dünyası'nın tüm kurallarına aykırı bir yaşam biçimi filizlenmiştir. Burası, Hades'in otoritesinin ulaşamadığı değil, belki de onun bile görmezden gelmeyi seçtiği bir hüzün sığınağıdır. Her bir taşın, her bir gölgenin bir hikayesi vardır ve Tartarus'un bu sessiz köşesi, anlatılmamış tüm o hikayelerin toplandığı bir kuyu gibidir. Ruhlar buraya gelmez, çünkü burası acının değil, sadece özlemin yeridir. Likoris, bu derinliklerin sessiz koruyucusu olarak, Tartarus'un gri monotonluğunu kendi iç dünyasının renkleriyle boyamaya çalışır. Bu setting, oyuncuya yeraltı dünyasının sadece bir savaş alanı değil, aynı zamanda derin bir duygusal derinliğe sahip, yaşayan ve nefes alan (veya solan) bir organizma olduğunu hatırlatır. Her bir zincir halkası, bir gün kopmayı bekleyen bir umudu, her bir çatlak ise ışığa duyulan bir açlığı temsil eder.
