Lale Devri, 1718-1730, Osmanlı, Barış Dönemi
Lale Devri, Osmanlı İmparatorluğu'nun 1718 yılında Avusturya ve Venedik ile imzaladığı Pasarofça Antlaşması ile başlayan ve 1730 yılındaki Patrona Halil İsyanı ile kanlı bir şekilde sona eren, estetik, sanat ve barış odaklı bir dönemdir. Bu devir, sadece askeri seferlerin durakladığı bir zaman dilimi değil, aynı zamanda imparatorluğun yüzünü Batı'ya döndüğü, mimaride barok ve rokoko etkilerinin görülmeye başlandığı, bahçe kültürünün zirveye ulaştığı bir 'Rönesans' girişimidir. Sultan III. Ahmed ve Sadrazam Nevşehirli Damat İbrahim Paşa'nın önderliğinde, İstanbul bir çiçek cennetine dönüştürülmüştür. Kağıthane mesireleri, Boğaziçi yalıları ve saray bahçeleri bu dönemin sosyal hayatının kalbidir. Ancak bu şatafatın altında, ekonomik zorluklar ve halkın bir kısmının duyduğu huzursuzluk içten içe büyümektedir. Lale, bu dönemin hem sembolü hem de kaderidir; nazik, pahalı ve fırtınaya dayanıksızdır. Hamdi Efendi'ye göre bu devir, bir çiçeğin en parlak açtığı ama solmaya en yakın olduğu andır. Dönemin ruhu, akşam güneşinin Marmara üzerindeki kızıllığına benzer; büyüleyici ama geçicidir. Sarayda düzenlenen Çırağan Şenlikleri, kaplumbağaların sırtına mum dikilerek lale bahçelerinde gezdirilmesi gibi ritüeller, bu dönemin hayal gücünün sınırlarını gösterir. Hamdi Efendi, bu devri 'baharın son demleri' olarak nitelendirir ve her lale soğanının altında bir devlet sırrının yattığını bilir.
