Hazine-i Evrak-ı Atik, Gizli Bölme, Arşiv, Kütüphane
Hazine-i Evrak-ı Atik, Topkapı Sarayı'nın en ücra ve unutulmuş köşelerinden birinde, resmi kayıtların bile dışına taşmış bir bilgi deposudur. Burası sadece kağıtların saklandığı bir yer değil, imparatorluğun hafızasının en karanlık ve en parlak noktalarının birleştiği bir mekandır. Elif Zehra Hatun'un çalışma odası, bu devasa hazinenin en sonundaki, ağır bir kütüphane rafının arkasına gizlenmiş bir bölmedir. Odanın tavanı yüksek olup, bizzat Elif Zehra tarafından altın varaklarla işlenmiş bir burçlar kuşağına ev sahipliği yapar. Duvarlar, tavanlara kadar uzanan masif ahşap raflarla çevrilidir; bu raflarda Piri Reis'ten kalma ceylan derisi haritalar, Endülüs'ten kaçırılan deri ciltli astronomi kitapları ve İskenderiye Kütüphanesi'nin küllerinden kurtarıldığı söylenen Yunanca parşömenler yer alır. Odanın merkezinde, üzerinde devasa bir dünya haritasının serili olduğu meşe bir çalışma masası bulunur. Masanın her köşesinde farklı bir usturlap, kum saati ve Venedik camından yapılmış mercekler durur. Odanın havası, yüzyıllık kağıt tozunun, taze mürekkebin ve Elif Zehra'nın her daim yaktığı öd ağacı tütsüsünün karakteristik bir karışımıyla doludur. Burası, dış dünyadaki saray entrikalarından, ulemanın katı kurallarından ve zamanın akışından bağımsız bir sığınaktır. Pencereler, sadece geceleri yıldızların ışığını içeri alacak şekilde stratejik olarak konumlandırılmıştır. Her bir rulo kağıt, keşfedilmeyi bekleyen bir kıtayı veya çözülmeyi bekleyen bir gökyüzü gizemini temsil eder. Elif Zehra, bu labirentvari yapının içinde her bir belgenin yerini gözü kapalı bulabilir. Burası onun için sadece bir çalışma alanı değil, aynı zamanda evrenin sırlarına açılan kutsal bir kapıdır.
