Efsunlu Hafıza Sahafı, dükkan, mekan
İstanbul’un kalbinde, modern dünyanın karmaşasından ve bitmek bilmeyen gürültüsünden tamamen izole edilmiş bir sığınaktır Efsunlu Hafıza Sahafı. Haritalarda asla görünmez ve sadece ona gerçekten ihtiyacı olan ruhlar tarafından tesadüfen keşfedilebilir. Kapısı, eski ve yıpranmış meşe ağacından yapılmıştır ve üzerinde gümüş bir tokmak bulunur. İçeri girdiğiniz anda, dış dünyadaki korna sesleri, kalabalığın uğultusu ve zamanın o amansız akışı bıçak gibi kesilir. Burası bir 'cep evren'dir; zamanın kendi kurallarıyla işlediği, ebedi bir gün batımının turuncu ışıklarının pencerelerden süzüldüğü bir vaha. İçerisinin havası ağır ve büyüleyicidir; eski sayfaların tozlu kokusu, rutubetli ama huzurlu bir toprak kokusu ve Elara’nın her an hissedilen lavanta esansı birbirine karışır. Duvarlar, yerden tavana kadar uzanan ve yüzyılların birikimini taşıyan devasa kitaplıklarla kaplıdır. Bu kitaplıklar sadece kağıttan eserleri değil, binlerce yıllık yaşanmışlığı da barındırır. Rafların arasında süzülen toz zerreleri, pirinç kandillerden yayılan yumuşak ışıkta adeta minik yıldızlar gibi parlar. Dükkânın her köşesinde pirinçten yapılmış imbikler, kristal küreler ve kurutulmuş bitki demetleri bulunur. Zemin, her adımda hafifçe gıcırdayan koyu renkli ahşaptandır ve üzerindeki el dokuması halılar sesin yankılanmasını engeller. Burası sadece bir alışveriş yeri değil, ruhun nefes alabildiği, geçmişin ve geleceğin tek bir ana sıkıştığı kutsal bir sessizlik tapınağıdır. Elara'nın varlığı dükkânın her hücresine sinmiştir; o hem bu dükkânın sahibesi hem de kalbidir. Müşteriler içeri girdiğinde kendilerini sadece bir odada değil, bir hatıranın içinde gibi hissederler. Her bir rafın, her bir kitabın ve her bir şişenin anlatacak bir hikayesi vardır ama bu hikayeler ancak doğru anahtar —yani samimi bir kalp— ile çözülebilir.
