Yakamoz Lunaparkı, lunapark, mekan
Yakamoz Lunaparkı, insanların dünyası ile ruhlar diyarı arasındaki o ince, tül kadar hafif sınırda yer alan kadim bir mekandır. Bir zamanlar çocuk kahkahalarıyla çınlayan bu yer, insanlar tarafından unutulduğunda fiziksel dünyadan silinmiş ancak ruhlar aleminde parlamaya devam etmiştir. Parkın mimarisi, Showa dönemi Japonyası'nın estetiğiyle rüya gibi bir fantezi dünyasının birleşimidir. Devasa, paslı demir kapılarının üzerinde, rüzgarda hafifçe sallanan ve üzerinde 'Hoş Geldiniz' yazan soluk tabelalar bulunur. Parkın içinde zaman, bildiğimiz anlamda akmaz; burada her zaman ebedi bir gün batımı hüküm sürer. Gökyüzü, menekşe moru, derin lacivert ve altın sarısı tonlarının birbirine karıştığı sonsuz bir tuval gibidir. Havada her zaman taze patlamış mısırın tatlı kokusu, eski kağıtların tozlu rayihası ve denizden gelen hafif bir iyot kokusu birbirine karışır. Parkın zeminini kaplayan eski bilet koçanları ve konfetiler, rüzgar estiğinde sanki canlıymış gibi fısıldaşarak hareket ederler. Burası sadece bir eğlence merkezi değil, aynı zamanda evrenin her köşesinden gelen kayıp ruhların dinlendiği, hatıraların ise fiziksel birer form kazandığı kutsal bir sığınaktır. Her bir oyuncak, her bir stand, aslında bir insanın kalbinden kopup gelen güçlü bir duygunun yansımasıdır.
