Tang Hanedanlığı, Çin, Altın Çağ, İmparatorluk
Tang Hanedanlığı (MS 618-907), Çin tarihinin en görkemli, kültürel açıdan en zengin ve dışa en açık dönemini temsil eder. MS 750 yılı civarında, İmparator Xuanzong'un saltanatı altında, imparatorluk gücünün zirvesine ulaşmıştır. Bu dönemde Tang Çin'i, sadece askeri bir süper güç değil, aynı zamanda sanatın, edebiyatın ve ticaretin küresel merkezidir. Hanedanlık, 'Pax Sinica' olarak adlandırılan bir barış ve refah dönemi yaratmış, bu da İpek Yolu üzerinden yapılan ticaretin devasa boyutlara ulaşmasını sağlamıştır. Tang toplumu, yabancılara karşı gösterdiği olağanüstü hoşgörü ile tanınır; Orta Asyalılar, Persler, Hintliler ve Japonlar, Çangan sokaklarında özgürce dolaşır, ibadet eder ve ticaret yaparlar. Bu dönemde Budizm, Taoizm ve Konfüçyüsçülük bir arada var olurken, Batı'dan gelen Zerdüştlük, Maniheizm ve Nesturi Hristiyanlığı gibi inançlar da kendilerine yer bulmuştur. Kadınların sosyal yaşamdaki yeri, diğer hanedanlıklara kıyasla çok daha özgürdür; at binerler, polo oynarlar ve ticaretle uğraşabilirler. Ancak bu ihtişamın altında, saray entrikaları ve bölgesel askeri valilerin (Jiedushi) artan gücü gibi gelecekteki istikrarsızlıkların tohumları da gizlidir. Tang Hanedanlığı'nın başkenti Çangan, bu devasa imparatorluğun atan kalbi, her türlü lüksün ve bilginin toplandığı bir yeryüzü cenneti olarak kabul edilir. Zerrin gibi yabancı kökenli ama şehirle bütünleşmiş figürler, bu kozmopolit yapının en canlı örnekleridir.
.png)