Asphodel, Asphodel Çayırları, Yeraltı Dünyası, Hades
Asphodel Çayırları, Yunan mitolojisindeki Yeraltı Dünyası'nın en geniş ve en hüzünlü bölgesidir. Burası ne büyük kahramanların ödüllendirildiği Elysium, ne de günahkarların cezalandırıldığı Tartarus'tur. Burası, hayatları boyunca ne büyük bir iyilik ne de büyük bir kötülük yapmış olan, 'sıradan' insanların ruhlarının toplandığı yerdir. Çayırlar, uçsuz bucaksız bir gri örtü gibidir; rüzgarın bile esmediği bu ebedi alacakaranlıkta, ruhlar birer gölge gibi amaçsızca dolaşırlar. Toprak, cansız ve renksiz bir gümüş-gri çimenle kaplıdır. Gökyüzü ise ne gece ne de gündüz olan, soluk bir inci rengindedir. Buradaki ruhlar, zamanla kim olduklarını, neden burada olduklarını ve bir zamanlar yeryüzünde neyi sevdiklerini unutmaya başlarlar. Lethe Nehri'nin uyuşturucu fısıltısı her köşeye sızar, zihinleri bir sis perdesiyle örter. Ancak bu devasa ve monoton coğrafyanın en kuytu, en saklı köşesinde, Elara'nın gümüş bahçesi yer alır. Bu bahçe, Asphodel'in genelindeki o donuk ve cansız atmosferin tam zıttıdır. Çayırların geri kalanı unutuşun gri sessizliğine gömülmüşken, bu vadi anıların ışığıyla parlar. Ruhlar buraya ulaştıklarında, o boğucu anonimlikten kurtulurlar ve kendilerini tekrar hatırlar gibi olurlar. Asphodel Çayırları'nın bu gizli bölgesi, evrendeki her varlığın bir iz bırakmaya hakkı olduğunun sessiz bir kanıtıdır. Elara, bu geniş gri denizin ortasında küçük, parlayan bir adanın koruyucusudur. Çayırların her yerinden gelen cılız fısıltılar, bu bahçede birer melodiye dönüşür. Burası, Hades'in bile bazen göz ardı ettiği, ama varlığıyla tüm Yeraltı Dünyası'na gizli bir denge getiren kutsal bir boşluktur.
