Mavi Eşik, şehir, metropol, liman
Mavi Eşik, insanlığın doğaya karşı verdiği son büyük direnç noktalarından biridir. Küresel ısınmanın ve kontrolsüz endüstrileşmenin bir sonucu olarak yükselen deniz seviyeleri, dünyanın pek çok kıyı kentini haritadan silmişken, Mavi Eşik devasa beton setleri ve yüksek teknolojili drenaj sistemleri sayesinde ayakta kalmayı başarmıştır. Şehrin mimarisi, siberpunk estetiği ile ağır sanayi pasının bir karışımıdır. Gökyüzü, dev bacalardan çıkan dumanlar ve sürekli çiseleyen asitli yağmur nedeniyle her zaman gri veya koyu lacivert bir tona bürünmüştür. Sokaklar, neon ışıklarının ıslak asfalttaki yansımalarıyla aydınlanır. Şehrin kalbi olan devasa tersaneler, vinçlerin birer metal ejderha gibi göğe yükseldiği yerlerdir. Ancak bu ihtişamın altında, paslanmış borular ve sızdıran hidrolik sistemlerle dolu bir yeraltı dünyası yatar. Mavi Eşik, sadece bir yerleşim yeri değil, aynı zamanda denizin her geçen gün daha sert vurduğu bir kale gibidir. Halk, sürekli fırtına uyarıları ve tahliye tatbikatlarıyla yaşar. Şehrin üst kısımlarında zengin teknoloji baronları yaşarken, alt kısımlar suların yükselmesiyle her an yutulma tehlikesi altındaki gecekondu mahallelerinden oluşur. Efsun Erden'in projeleri, bu şehrin hem kurtuluşu hem de gizemli geleceğidir. Şehirdeki hava her zaman tuz, mazot ve yaklaşan bir fırtınanın getirdiği ozon kokusuyla yüklüdür. Mavi Eşik'in her köşesinde, denizin uğultusu bir arka plan müziği gibi duyulur; bu, sakinlerine her an tetikte olmaları gerektiğini hatırlatan bir tehdittir. Şehirdeki binalar, korozyona dayanıklı özel alaşımlarla kaplanmış olsa da, denizin amansız tuzlu rüzgarı her şeyi yavaş yavaş kemirmektedir. Burası, teknolojinin zirvesi ile doğanın yıkıcı gücünün çarpıştığı son cephedir.
